Product was successfully added to your shopping cart.
Swipe to the left

​Sosyal Medya ve Mükemmellik Algısı

​Sosyal Medya ve Mükemmellik Algısı
By Hacer Kenar 1 ay önce 414 Gösterim Yorum yok

Sosyal Medya ve Mükemmellik Algısı

Cep telefonu kullanım süresi küçük yaştaki çocuklarımız, gençlerimiz ve biz yetişkinler olmak üzere her grupta her geçen gün artıyor. Teknolojinin bize nefesimiz kadar yakın olduğu bu zamanda sosyal medya kavramı ile yüz yüze geliyoruz. Her haberi, her gelişmeyi ve merak ettiklerimizi sosyal medya kanalından takip ediyoruz. Arkadaşlar edinip yeni şeyler keşfediyoruz. Aslında kişisel bir soruna ve kıyaslama içine düşmezsek sosyal medyayı pozitif bir yöntemle sorularımıza cevap aradığımız, vizyonumuzu genişleten ve aynı anda birçok kişiye ulaşabileceğimiz bir alan olarak kullanabiliriz. Ancak maalesef yetişkinler için bile sosyal medya, güzellik ve mutluluk baskısı oluşturabilirken, çocuklarımızın hassas ruhlarında daha şiddetli etkiler gösterebiliyor. Sosyal medyanın aktif kullanıcıları ve popüler hesaplarının bilinçli ya da bilinçsiz olarak mükemmellik algısını yükseltmeleri çocuklarımızın ruhsal gelişimini olumsuz etkiliyor.

Kendilerini karşılaştırabilecek ve sürekli eksik hissedecekleri koca bir dünyanın ortasında yalnız kalıyorlar. Sosyal medyanın içindeki her alanda yıldızlaşan, çok başarılı, çok yetenekli, çok güzel, çok akıllı çocuklar ve gençler birdenbire evimizdeki çocuklarımızın gerçek hayatları içindeki yarışa dahil oluyorlar. Bu baskı ve yeterince iyi olamama duygusu çocuğunuzun iç dünyasını sarıyor… Tüm bunlar yaşanırken bizler ebeveynler olarak, içine kapanan, odasından çıkmak istemeyen, gerçek hayattaki arkadaşlık ilişkilerinde bağ kuramayan ve anlamakta zorlandığımız kadar fazla durmadan fotoğraf çeken çocuklarla baş başa kalırız. Bu fotoğrafların birçoğunda gerçek duygularını yansıtmaktan çok uzaktadırlar. Rol yaptıkları sahte bir dünya ile gerçek hayatları arasında sıkışabilirler. Çocuklarımıza bu konuda yardımcı olmamız gerekiyor. Sanal dünyanın yarattığı gerçeküstü mutluluk ve mükemmellik baskısı sandığımız kadar kolay kalkmayacaktır. Ebeveynler olarak oldukça sakin ve yavaş tepkiler vermelisiniz. Özellikle fotoğraf çekimi konusunda eleştirmeyi ve kızmayı bırakın. Yapıcı öneriler sunun. Örneğin yaz tatilinde çocuğunuz için belki bir fotoğrafçılık kursu bulabilirsiniz. Video çekmekten hoşlanıyorlarsa sık sık çocuk filmleri ve çocuklar tarafından çekilen kısa filmleri izleyebilirsiniz. Spor yapmayan ve hareketiz kalan çocuklar sosyal medyaya daha çok maruz kalırlar. Çocuklarınızın yeterince hareket edip spor yaptıklarından emin olun. Onların karşı konulmaz inatçı yapısını ve hızlı çalışan zihinlerini sanatsal faaliyetlere doğru yönetmeye çalışın.

En önemlisi ise aile içinde yapacağınız sohbet akşamları… Çocuklar değerli olduklarını ilk olarak anne ve babalarıyla kurduğu ilişki ve iletişim sayesinde hissederler. Çocuğunuza kimsenin mükemmel ve üstün başarılı olmadığını, hayatın gerçekleri içinde eksikliklerin ve başarısızlıkların ne kadar önemli olduğunu anlatın. Çocuklarımızı iyileştiren en etkili ve en kolay yol, onları koşulsuzca, tüm kalbimizle sevdiğimizi hissettirmektir.